Hukuk teknolojileri alanında yapay zekâ odaklı çözümler sunan Legora, 550 milyon dolarlık D serisi yatırım turunu tamamlayarak değerlemesini 5,55 milyar dolara taşıdı. 10 Mart 2026 tarihinde duyurulan bu devasa yatırım, şirketin ABD pazarındaki büyümesini agresif bir şekilde sürdürmesi için kullanılacak. Başta Claude olmak üzere gelişmiş dil modelleri üzerine inşa edilen Legora; Microsoft Copilot gibi genel yapay zekâ araçlarının ve Anthropic’in yeni hukuk eklentilerinin yarattığı yoğun rekabete rağmen, avukatların karmaşık dava süreçlerini yönetmelerine odaklanan özel iş akışlarıyla yatırımcıların güvenini tazeledi. Accel liderliğindeki yatırım turuna Salesforce Ventures, Bain Capital ve Y Combinator gibi dev isimlerin katılması, hukukta yapay zekâ patlamasının kalıcı olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Eski adıyla Judilica ve Leya olarak bilinen Stockholm çıkışlı girişim, Y Combinator’ın 2024 kış dönemine katıldıktan sonra merkezini New York’a taşıdı ve asıl büyümesini ABD pazarında yakaladı. CEO Max Junestrand, ABD’deki hukuk harcamalarının Avrupa’ya kıyasla dokuza bir oranında daha fazla olduğunu belirterek, şirketin beklentilerinin ötesinde bir taleple karşılaştıklarını ifade etti. Geçtiğimiz yıl çalışan sayısını 40’tan 400’e çıkaran Legora, halihazırda 800’den fazla hukuk firması ve kurumsal hukuk ekibi tarafından kullanılıyor. Şirket, yeni yatırımla birlikte Houston ve Chicago’da yeni ofisler açarak 2026 yılı sonuna kadar sadece ABD operasyonlarında 300’den fazla çalışana ulaşmayı hedefliyor.
Sektördeki bu hareketlilik sadece Legora ile sınırlı değil; şirketin en büyük rakibi ve a16z destekli Harvey, halihazırda 8 milyar dolar değerlemeye sahipken şu an 11 milyar dolar değerleme üzerinden yeni bir yatırım turuna çıkmaya hazırlanıyor. Hem Legora hem de Harvey, küresel pazarda ters yönlü bir genişleme stratejisi izliyor; Harvey Avrupa pazarına yüklenirken, Legora New York merkezli yapısıyla ABD dominasyonunu artırmayı amaçlıyor. Analistler, bu iki dev girişimin gelir tablolarının neredeyse birbirine paralel ilerlediğini ve hukuk dünyasının dijital dönüşümünde “kazanan her şeyi alır” yerine, uzmanlaşmış platformların hakim olacağı bir döneme girildiğini belirtiyor.











