SpaceX’ten Halka Arz Sonrası İlk Çeyrek Raporu: Gelirler İkiye Katlandı
Tarihin en büyük halka arzını gerçekleştiren SpaceX, halka açık bir şirket olarak yayımladığı ilk çeyreklik bilançosunda beklentileri aşan bir performans sergiledi. Şirketin 2026 yılının ikinci çeyreğindeki toplam satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 92 gibi devasa bir artışla 4 milyar dolardan 7.8 milyar dolara yükseldi. Bu muazzam büyümenin arkasında, Starlink uydu internet hizmetinin küresel […]

Tarihin en büyük halka arzını gerçekleştiren SpaceX, halka açık bir şirket olarak yayımladığı ilk çeyreklik bilançosunda beklentileri aşan bir performans sergiledi. Şirketin 2026 yılının ikinci çeyreğindeki toplam satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 92 gibi devasa bir artışla 4 milyar dolardan 7.8 milyar dolara yükseldi. Bu muazzam büyümenin arkasında, Starlink uydu internet hizmetinin küresel çapta genişlemesi ve şirketin yapay zeka altyapısı sağlayıcısı olarak sektöre agresif bir giriş yapması yatıyor. Geçtiğimiz yılın ikinci çeyreğinde 1 milyar dolar olan net zarar ise bu çeyrekte 541 milyon dolara gerileyerek şirketin karlılık yolunda attığı adımları güçlendirdi.
SpaceX’in finansal tablosundaki en dikkat çekici kırılma, şüphesiz yapay zeka biriminden gelen yaklaşık 2 milyar dolarlık yeni gelir kalemi oldu. Şubat 2026’da Elon Musk’ın yapay zeka girişimi xAI’yi bünyesine katarak stratejik bir dönüşüm geçiren şirket, Grok sohbet robotunun beklenen ticari başarıyı yakalayamaması ve yaşanan skandallar üzerine rotasını devasa bilgi işlem (compute) gücünü kiralamaya çevirdi. Memphis’te inşa edilen ve yüz binlerce Nvidia GPU’ya ev sahipliği yapan “Colossus” veri merkezi, bu stratejinin kalbi konumunda. SpaceX, bu devasa kapasiteyi Anthropic ile aylık 1.25 milyar dolar, Google ile ise aylık 920 milyon dolarlık dev sözleşmelerle kiralayarak donanım pazarında rakipsiz bir tedarikçiye dönüştü.
Uzay ve bağlantı operasyonları ise şirketin geleneksel gelir motoru olmaya devam ediyor. Starlink abone sayısının küresel çapta 12 milyona ulaşmasıyla birlikte, bu segmentin çeyreklik gelirlerinde 1.7 milyar dolarlık net bir artış yaşandı. Halka arz sürecinde gerçekleştirdiği başarılı tahvil satışları ve topladığı 86 milyar dolarlık fon sayesinde nakit rezervini 100 milyar dolara çıkaran SpaceX, bir yandan da agresif harcama politikasını sürdürüyor. Şirket, yapay zeka veri merkezleri başta olmak üzere yalnızca yılın ilk yarısında 28 milyar doların üzerinde devasa bir sermaye harcaması (CaPex) gerçekleştirdi.
Geleceğe dönük beklentiler de oldukça iddialı bir tablo çiziyor. SpaceX CFO’su Bret Johnsen, şirketin halihazırda sözleşmeye bağlanmış 6.7 milyar dolarlık ek bulut hizmeti gelirine sahip olduğunu ve bu gelirin Ekim ayından itibaren finansal tablolara güçlü bir şekilde yansıyacağını belirtti. Ayrıca, şirketin 60 milyar dolara satın alma kararı aldığı yapay zeka kodlama girişimi Cursor’ın sisteme tam entegre edilmesiyle birlikte büyümenin daha da ivmelenmesi bekleniyor. CEO Elon Musk ise beklentileri çok daha ileri bir noktaya taşıyarak, şirketin yıl sonuna kadar 100 milyar dolarlık yıllıklandırılmış gelir hızına (ARR) ulaşacağının altını çizdi ve 2030 yılına kadar toplam gelirin 1 trilyon doları bulabileceğini öngördü.
“Aralık’ta 100 milyar dolarlık ARR bir soru işareti değil. Hiçbir şey yapmasak dahi ulaşacağımız rakam bu. Dolayısıyla daha yüksek olabilir. Muhtemelen daha yüksek olacak.”
Tüm bu agresif büyüme ve devasa gelir projeksiyonlarına rağmen, şirketin borsadaki seyri yatırımcılar için bazı soru işaretleri barındırıyor. Haziran ayında 135 dolarlık hisse fiyatı ve 1.75 trilyon dolarlık rekor bir değerleme ile Nasdaq’ta işlem görmeye başlayan SpaceX, ilk günlerde değerini 2.1 trilyon dolara kadar çıkararak Microsoft’a yaklaşmıştı. Ancak yapay zeka altyapılarına yapılan on milyarlarca dolarlık devasa harcamaların sürdürülebilirliğine dair endişeler, hisselerin yönünü aşağı çevirdi. Hisse fiyatı 125 dolar seviyelerine kadar gerilerken, erken dönem yatırımcılar için uygulanan hisse satmama (lock-up) süresinin dolacak olması, piyasaya sürülecek yeni hisseler nedeniyle fiyatlar üzerindeki baskıyı artırabilecek bir risk faktörü olarak yakından takip ediliyor.