Meta CEO’su Mark Zuckerberg, sosyal medya uygulamalarının gençler üzerinde bağımlılık yapıcı ve zararlı etkileri olup olmadığını belirlemeyi amaçlayan tarihi davada tanıklık yaptı. Los Angeles Üst Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Meta’nın kendi iç araştırmalarının ebeveyn denetiminin gençlerin takıntılı kullanımını engellemeye yetmediğini ve travmatik deneyimler yaşayan gençlerin sosyal medyayı aşırı kullanmaya daha meyilli olduğunu ortaya koyduğu açıklandı.
Dava sırasında Zuckerberg’in geçmişteki beyanlarıyla çelişen önemli deliller sunuldu. Zuckerberg daha önce kongre önünde Instagram çalışanlarına kullanım süresini artırma hedefi verilmediğini iddia etmişti; ancak mahkemede kanıt olarak sunulan 2015 yılına ait bir e-posta zinciri, CEO’nun kullanıcıların uygulamada geçirdiği süreyi %12 artırmak için baskı yaptığını gösterdi. Ayrıca, Meta’nın kendi uzmanlarının gençler için yasaklanması gerektiğini belirttiği güzellik filtreleri ve platformdaki 13 yaş altı çocuk sayısına dair veriler de gündeme geldi. 2018 tarihli bir belge, 2015 yılı itibarıyla Instagram’da 4 milyon çocuğun hesabı olduğunu ve ABD’deki 10-12 yaş grubunun yaklaşık %30’unun platformda yer aldığını ortaya koydu.
Zuckerberg savunmasında, yaş doğrulamanın zor bir süreç olduğunu belirterek sorumluluğu Apple gibi akıllı telefon üreticilerine yönlendirmeye çalıştı. Davacı taraf olan 20 yaşındaki Kaley (KGM), Meta dışında TikTok, Snap ve YouTube’a da dava açmış; TikTok ve Snap duruşma başlamadan uzlaşmaya giderken, Meta ve YouTube savunma yapmayı seçmişti. Meta avukatları, davacının ruh sağlığı sorunlarının sosyal medyadan değil, mutsuz çocukluğundan kaynaklandığını iddia etse de jürili davanın sonucu, teknoloji devleri için büyük çaplı reformları ve yeni yasal düzenlemeleri tetikleme potansiyeli taşıyor.











